Termal Tesislerde Yapılan Tamamlayıcı Tedaviler

Bu haber 21 Ağustos 2017 - 11:00 'de eklendi ve 227 kez görüntülendi.

Türkiye Sağlık Turizmi konusunda büyük bir atak yapamamış olsa da bu konuda büyük bir zenginliğe sahibiz. O kadar çeşitli kaynaklara sahibiz ki, bunlar doğru kullanıldığı takdirde hem sağlıkta hem de turizmde atağa kalkacak ülkemiz. Önemli olan bitki örtümüze zarar vermeyecek şekilde tesislerin kurulup konusunda uzman kişiler tarafından yapılması bu hizmetlerin. Aşırı fiyatlandırarak hem vatandaşımızı hem de turistleri ürkütmemeliyiz. Doğal bir şifa kaynağına sahip olduğumuz halde çok az insan bundan faydalanıyor. Bu durum başta devlet olmak üzere herkesin bakış açısının değişmesi ile mümkün. Şimdi gelin bir bakalım.

Termal tesislerde yapılan tamamlayıcı tedaviler mevcuttur. Üstelik çok fazla çeşitliliğe sahibiz bu konuda. İşte tamamlayıcı tedaviler.

• Egzersiz Tedavi

Egzersiz tedavisi geleneksel olarak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanıla gelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek gelişmiştir.

Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşul olarak da bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemini çalıştırmaktadır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal
kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır. Bu egzersizler, anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Egzersiz havuzlarındaki su sıcaklıkları hipertermal sular soğutularak veya soğuk mineralli sular ısıtılarak daha çok termonötrale (34-35°C) yakın tutulmalıdır.

Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyolarındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşıyabilmektedir.

• Masaj

Klasik masaj deriye ve deri yoluyla derialtına, fasyalara ve kaslara uygulanır. Masaj tedavisi ilk aşamada klinik deneyime dayanmaktadır. Buna rağmen kür merkezi tedavisi içindeki yeri tartışılamaz ve gevşetici küvet banyoları gibi masaj da bir kür tedavi modalitesidir. Masaj tedavisinin başarısında lokal etkiler yanında ruhsal etkiler de önemli rol oynar.

Bununla birlikte tek etkisi psikolojik iyilik hissi olduğunu iddia eden görüşler olsa bile bireysel bazda iyilik hissi etkisi küçümsenmemelidir. Masajın hastaya kazandırdığı olumlu deneyim, onun kendi vücuduna yeniden güvenmesini sağlar ve aktif rehabilitasyon önlemleri için daha kolay motive olmasına katkıda bulunur.

• Fizik tedavi ve rehabilitasyon

Aslında, termal tesislerde fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerinin varlığı ön koşul olmaktan çok opsiyonel özelliktedir. Ancak “termal sağlık tesislerinde” fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerinin varlığı ve bu konuda uzman hekimin çalışması bir zorunluluktur. Kaplıcalarda fizik tedavi önlemleri bir kür programını doldurmak amacıyla değil, tıbbi olarak gerekli olduğu durumlarda ve kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Fiziksel tedavi yöntemleri, daha çok Avrupa kaplıcalarında balneoterapi yöntemlerine ek olarak uygulanmaktadır.

• Hidroterapi

Hidroterapi olanakları; jakuzi, jet duş, whirpool, sualtı basınçlı masaj, filiform duş, yürüme kulvarı, buhar duşları gibi yöntemlere yönelik donanımların bulunduğu havuzlar veya banyolarda yapılan tedavilerdir.

• Balneoterapi

Balneoterapi doğal iyileştirici etkenlerle yapılan banyo, içme ve inhalasyon (soluma) kürleri şeklinde uygulanan bir uyarı-uyum tedavisi yöntemidir. Kaplıca kürü çerçevesinde balneotera-pide kullanılan doğal iyileştirici faktörler, yer altı kaynaklı doğal “şifalı” sular, çamurlar ve iklimsel etkenlerdir. Doğal iyileştirici etkenler arasında “şifalı sular” yani, termal ve mineralli
sular en yaygın kullanılanlardır. Bunların yanında, doğal peloidler (çamurlar) ve gazlar da kaplıca tedavisinde kullanılan diğer etkenlerdir.

Balneoterapi; termal ve/veya mineralli suların, şifalı çamurların ve gazların, yöntem ve dozları belirlenmiş, banyo, paket, içme ve inhalasyon(soluma) uygulamaları şeklinde, düzenli aralıklarla seri halde tekrarlanarak kullanılmasıyla, belirli bir zaman aralığında ve kür tarzında gerçekleştirilen bir tedavi uygulamasıdır.

Başlıca balneoterapi yöntemleri şunlardır;

1) Şifalı Termal Sular; Mineralli sular ve kaynak suları, doğal olarak yer yüzeyine çıkan, “kaynayan” yer altı kaynaklı sular olarak tarih boyunca insanlığın ilgi odağı olmuştur. Önceleri bu sular yalnızca çıktıkları yerlerde kullanılırken daha sonraları, bilim ve teknolojideki gelişmeler şişelenmelerini olanaklı kılmıştır. Böylece doğal suların kaynaklandıkları yerlerin dışında da yaygın tüketilmesi sağlanmıştır.

Şişelenen doğal mineralli suların fizyolojik su gereksiniminin karşılanmasında kullanılması geleneği halen birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede yaygın olarak sürmektedir. Ülkemizde doğal mineralli sular, maden suyu, maden suyu sodası veya yalnızca soda adı altında şişelenmektedir. Halkımızın, şişelenmiş mineralli su tüketimi, giderek artıyor olsa da, ülkemizde Avrupa düzeyinin çok altındadır. Doğal sular yeraltındaki çevrimleri sırasında toprakta bulunan element ve maddeleri çözündürürler. Bunlar arasında, kalsiyum, magnezyum, sodyum, potasyum ve klor gibi insan beslenme fizyolojisinde rol oynayan ve sağlıklı yaşam için günlük belirli miktarlarda alınmaları gereken elementler başta gelir.

Doğal yeraltı sularında insanda bazı temel yaşamsal olaylarda önemli rolleri olan flüor, demir, iyot, selenyum, bakır ve çinko gibi eser elementler de bulunabilir.

Balneoterapinin en yaygın kullanılan doğal iyileştirici etkenlerinden olan, doğal “şifalı” sular, fiziksel ve kimyasal niteliklerine göre sınıflandırılırlar. Uluslararası genel kabul gören listeye göre şifalı sular şu şekilde sınıflandırılmaktadır;

• Termal Sular: Doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan,
• Mineralli Sular: Litrelerinde l gramın üzerinde çözünmüş mineral içeren su,
• Termomineral Sular: Hem doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan hem de litrelerinde l gramın üzerinde çözünmüş mineral içeren sular olarak sınıflanırlar.

Ayrıca, bazı özel mineralleri belirli eşik değerlerin üzerinde içeren Özel Balneolojik Sular sınıflandırması da söz konusudur. Buna göre;

• Karbondioksitli Sular: 1 g/L üzerinde çözünmüş serbest karbondioksit içeren sular,
• Kükürtlü Sular: 1 mg/L üzerinde -2 değerli kükürt içeren sular,
• Radonlu Sular: 666 Bq/L üzerinde radon ışınımı içeren sular,
• Tuzlalar: 14 g/L üzerinde sodyum klorür içeren sular,
• İyotlu Sular: 1 mg/L üzerinde iyot içeren sular,
• Florürlü Sular: 1 mg/L üzerinde florür içeren sular, olarak sınıflandırılırlar.
• Akratotermal sular: Yukarıdaki sınıflandırmada herhangi bir gruba girmeyen sulardan toplam mineralizasyonları l g/L’nin altında, ancak doğal sıcaklıkları 20°C’nin üzerinde olan şifalı sular, akratotermal sular olarak adlandırılırlar,

2) Peloidler, “Şifalı Çamurlar”, “Şifalı Topraklar”: Kaplıca kürünün özgün tedavi biçimlerinden biri olan peloidoterapide kullanılan peloidler (şifalı çamur) jeolojik ve/veya jeolojik ve biyolojik olaylar sonucu oluşan organik veya inorganik maddelerdir. Doğal olarak su içerebilirler ya da susuz olabilirler. Kullanım sırasında yeterli miktarda su ile karıştırılarak, uygun yoğunluk ve sıcaklığa getirilirler. Çamur banyoları ve çamur paketleri şeklinde bir dizi hastalığın
tedavisinde kullanılırlar. Şifalı çamur banyolar şeklinde (tam, yarım veya kol-bacak banyoları) ya da daha çok paketler şeklinde kullanılır. Paket tarzında uygulama en sık kullanılan yöntemdir. Paketler vücudun belirli bölgelerine uygulanırlar.

3) Banyolar: Banyolar soğuk (hipotermal), ılık (izotermal), sıcak (termal) ve aşırı sıcak (hipertermal) olarak sınıflandırılırlar. Soğuk banyolarda su sıcaklığı 34°C’nin altındadır ve deniz banyoları bu gruba girmektedir. Ilık sular ise 34-36°C derece aralığındadır. Termal sular 36-40 derece aralığındadır ve sıcaklığı 40 derece üzerinde olan sular aşırı sıcak termal sular olarak kabul edilirler. Banyo süresi genellikle 20 dakikadır, ancak bu süre hastanın eşlik eden hastalıklarına
veya suyun sıcaklığına göre değişebilir. Banyolar, genellikle 2 ila 4 haftalık kür planı ile kaplıca hekimince ayarlanır.

4) İçme Kürleri: Balneoterapide termomineralli sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, “doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri”dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yolları üzerinde ise dolaylı etkiler ortaya çıkar. İçme kürlerinde amaç, kür tarzında belirli
bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde belirli ve planlı bir etki de geliştirmektir.

5) İnhalasyonlar: İnhalasyon mineralli su zerreciklerinin solunması yoluyla yapılan tedavi biçimidir. Soluma uygulamalarında amaç, solunan mineralli su zerreciklerinin solunum sisteminin istenilen bölgesine ulaşması, burada zerreciklerin taşıyıcı gazdan ayrılarak ortama bırakılmaları suretiyle doğrudan etkili olmasıdır. Doğal inhalasyon çözeltilerinin etkisiyle, akciğer fonksiyonları olumlu etkilenmekte ve kan gazları düzeyleri normalleşmektedir.

• Termal Kür

Kaplıca tedavisi, termomineralli suların, başta banyolar şeklinde, doğal olarak yeryüzüne çıktıkları yerler olan kaplıcalarda, değişik hastalıkların tedavisinde kullanılmasıyla gelişen ve gelenekselleşerek günümüze kadar ulaşan bir tedavi yöntemidir. Çağdaş kaplıca kürü, özellikle Orta Avrupa ülkelerinde, diğer bazı tedavi yöntemlerinin de uygulanabildiği kompleks bir tedavi metodu durumundadır.

Diğer yandan, kaplıca tedavisinin kür tarzında, belirli tedavi usullerinin, belirli bir sürede, seri halde uygulanması şeklinde yapıldığı tamamlayıcı ve alternatif tedaviler de birçok ülkede kullanılmaktadır.

Termal tedavi kürüne hastanın değerlendirilmesi sonrasında hekim tarafından karar verilir. Hastanın daha önceden bilinen hastalıkları ve hastalığının hikayesi yanında varsa yapılan tedavileri, en son laboratuvar sonuçları uygulanacak termal kür planlaması için hayati önem taşır.

Termal sağlık tesisine yatan bir hastanın detaylı bir hekim değerlendirilmesinden geçmesi yanında tanı ve tedavi için bazı ek laboratuvar incelemeleri de yapılır. Bir termal kür programında balneoterapi ve diğer tedaviler hastanın durumuna, hastalığına göre ve o termal tesisin özgün doğal tedavi kaynaklarına göre düzenlenir ve tedaviye alınan yanıta göre de kür sırasında değiştirilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
WP Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com