Termal turizmde ne durumdayız?

Bu haber 16 Temmuz 2017 - 18:47 'de eklendi ve 367 kez görüntülendi.

Kaplıcaları bilmeyeniniz yoktur. Özellikle kışın tercih edenlerin sayısı az değildir. Bunun yanı sıra termal çeşitlilik arttıkça artık sadece kışın değil dört mevsim tercih edilmektedir. Peki, Türkiye olarak sağlık termal turizm konusunda nasıl bir potansiyele sahibiz?

Türkiye coğrafi olarak dünyanın en önemli jeotermal kuşağı üzerinde yer almaktadır. Konumu nedeniyle doğal termal su kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından değerlendirildiğinde Avrupa’da birinci ülke olurken, dünya da ilk yedi ülke arasına girmektedir. Kaynak sayısı kadar önemli olan diğer özellikler ise termal suların debi ve sıcaklıkları ile fiziksel ve kimyasal özellikleridir.

En fazla doğal çıkışlı termal su kaynağına sahip ülke Türkiye

MTA verilerine göre Türkiye’de sıcaklıkları 20ºC ile 110ºC arasında değişen saniyelik debileri ise 2 ile 500 litre arasında değişebilen 1500 civarında doğal termal su kaynağı bulunmaktadır. Türkiye’deki kaynakların çok önemli kısmının doğal çıkışa sahip olması, kür tedavisi için gerekli olan mineral içeriği yüksek, kükürt, radon ve tuz bakımından zengin olması, kaynakların bulunduğu bölgelerin iklimsel özelliklerinin uygunluğuna bağlı olarak kür sezonunun uzun olması, ülkemizdeki kaynakların dünyadaki kaynaklara göre avantajlarını ortaya çıkarmaktadır.

Ülkemizin kullanılabilir doğal termal su kaynakların sıcaklık değerleri ve debileri göz önüne alındığında 700.000 yatağı aşacak boyutlarda termal sağlık turizmi kapsamında toplam yatak kapasitesi üretilebilir. 10. Kalkınma Planı hedeflerinden olan 2018 yılına kadar 100.000 yatak kapasitesi, su kaynağı imkânlarımız ile değerlendirildiğinde kolaylıkla erişilebilir görünmektedir. Termal suların debi ve sıcaklıkları göz önüne alınarak yapılan bu hesaplamalara; göre Afyon, Aydın ve Denizli Türkiye’de termal sağlık turizmi açısından en fazla yatak kapasitesine sahip olması gereken illerdir. Bu illerin aynı zamanda tarihi turistik alanlar olması termal sağlık turizmi için cazibe merkezi olmalarını sağlayacaktır. Doğal termal su kaynaklarının debileri ve kaynak sayıları Türkiye’nin dünyadaki termal sağlık turizmi temalı sınır aşan hareketin hemen tamamına talip olacağı bir büyüklüğe işaret etmektedir.

Ege ve Orta Anadolu bölgesi termal turizm için en önemli yerler

Türkiye’de termal suların kullanımı, öncelikle kaynak üzerine ya da yakınına “hamam” olarak kurulan tesislerle başlamakta, havuz, özel banyo, konaklama tesisleri yapımıyla gelişme göstermektedir. Türkiye’nin jeolojik yapısı dikkate alındığında çok sayıda sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Türkiye’de 1500’den fazla termal kaynak bulunmakta, konaklama tesisleriyle birlikte 200’den fazla kaplıca işletmesi bulunmaktadır. Bu kaplıcaların %33.5’i Ege, %28’i Orta Anadolu, %20’si Marmara, %10’u Doğu ve Güneydoğu Anadolu, %4.5’i Akdeniz ve %3.5’i Karadeniz bölgelerinde yer almaktadır. Türkiye’nin termal bölgelerini gösteren harita ile uygun olan bu dağılım özellikle Ege ve Orta Anadolu bölgesi için termal sağlık turizmi açısından çok önemlidir.

Termal sularımızın büyük çoğunluğu boşa akıyor

Termal sağlık turizmi için uygun su kaynakları açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Türkiye, elindeki bu imkânları maalesef doğru bir şekilde kullanamamaktadır. Özellikle işletme konusundaki yetersizlikler, insan kaynakları ve tanıtımla ilgili sorunlar kaynaklarımızın atıl kalmasına neden olmaktadır. Ülkemizde termal kaynakların yalnızca % 10 civarı kullanılmaktadır. Yani, sahip olduğumuz en büyük zenginliklerden biri olan termal sularımızın büyük çoğunluğu boşa akmaktadır.

En büyük eksiklik modernizasyon

Termal turizme yönelik yatırımları teşvik etmek amacıyla 1993 yılında termal suların kullanımı ile ilgili bir yönetmelik değişikliğine gidilerek, jeotermal suların turizm yatırımlarına kiralanması mümkün hale getirilmiştir. Bunu takip eden yıllar içerisinde çok sayıda termal turizmine yönelik tesis işletmeye açılmıştır. Ancak, termal tesis olarak adlandırılan bu tesislerin çok büyük kısmı modern dünyanın beklentilerini karşılayacak çağdaş termal tesislerin gerektirdiği alt yapı, ekipman ve personele sahip olmadıklarından ve sadece doğal mineralli sıcak su etrafında konaklama tesisi olarak işletildiklerinden ülkemiz dünya termal sağlık turizmi sektöründen pay alamamaktadır.

Son dönemlerde çağdaş termal turistik işletmelerinin Afyon, Pamukkale, Bursa, Kızılcahamam gibi lokasyonlarda daha iyi niteliklerle açıldığı görülmektedir. Ancak, ülkemizin jeotermal kapasitesi göz önüne alındığında mevcut yatırımların ülkemiz potansiyelin çok küçük bir bölümünün kullanıldığı da bir gerçektir. Üstelik ülkemizdeki termal kaynaklar, önemli bir dış turizm aktivitesi yaratacak kapasiteye de sahiptir. Günümüzde turizm kapsamında ele alınan ve termal bölgeler için çok önemli olan başlık sağlık turizmidir. Ülkemizde genel turizm içinde termal sağlık turizmine gereken önemin verilmesi ve turizm mevsiminin uzatılması ile bu sektöre başka bir boyut kazandırılması mümkün olacaktır.

Türkiye her açıdan bir Cennet

Türkiye’deki yıllık toplam güneşli gün sayısı, ortalama nem, rüzgar ve sıcaklık değerleri gibi iklim özellikleri, deniz kenarı, ormanlık, dağlık alanlar gibi farklı coğrafi özelliklerdeki bölgelerde yani ülkemizin her tarafında kaynakların bulunması, termal sağlık turizmi kapsamında tüm bölgelerde yıl boyu kür faaliyetlerinin yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Birçok Avrupa ülkesindeki iklim şartları nedeniyle termal sağlık tesislerinden yararlanma yani kür süresinin yıllık 100-120 gün civarında olmasına karşın Türkiye’de bu süre 220-240 gün civarındadır. Kür uygulamasına uygun sürenin anlamlı derecede uzunluğu termal sağlık turizmi açısından en önemli avantajlardan biridir.

 

Anadolu topraklarında her ne kadar yüzlerce yıllık termal tesis deneyimimiz olsa dahi modern anlamda termal sağlık turizmi yeni gelişen bir hizmet alanı olarak değerlendirilmektedir. Dört saatlik uçuş mesafesinde olan yaklaşık bir buçuk milyon nüfus, pazarın bugün ve gelecekte önemli bir yere sahip olacağını göstermektedir. Ayrıca sağlık sektöründe yapılan akreditasyon çalışmaları, kaliteli hizmet sunabilecek tesislere ve yetişmiş personele sahip termal sağlık tesislerinin artması, sahip olduğumuz iklimsel avantajlar ile doğal-tarihi zenginlikler Türkiye’nin sadece tatil turizmi için ziyaret edilen değil, termal sağlık turizmi amacıyla da tercih edilen bir ülke olmasını sağlayacaktır.

Termal sağlık turizmine dayalı tedavilerin yapıldığı yerlere Termal Kür Merkezi ya da Rehabilitasyon Klinikleri denilmektedir. Son yıllarda termal kaynağa sahip tüm ülkeler termalizmin sağlık ve turizm sektöründeki yerinden hareketle sağlık turizmi konusuna önem vermektedirler.

Sıcak su banyoları, içmeler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi uygulamalar ile beraber egzersiz, masaj, diyet yanında daha başka doğal ve geleneksel yöntemler ile termal sağlık tesisleri sağlıklı yaşam için ideal ortamlar haline gelmiştir. Son yıllarda stres ve yaşlanmayı önleyici, insanın bağışıklık sistemlerini daha güçlü yapıcı wellness, fitness, anti-stres, anti-aging gibi yeni kür kavramları gelişmiştir. Wellness İngilizce, wellbeing ile fitness sözcüklerinden türetilmiş yapay bir sözcük olup, daha sağlıklı bir yasam için termal sağlık tesislerinde kür almayı ve daha sağlıklı olarak dönmeyi ifade etmektedir ve bu başlık altında hizmet sunan tesislere talep gün geçtikçe artmaktadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
WP Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com